SPERMATOGENEZ ve SPERM MORFOLOJİSİ

Erkeklerde testis içinde seminifer tübüller içinde gerçekleşen sperm üretim sürecine spermatogenez adı verilmektedir. Spermatogenez uzun ve karmaşık bir süreçtir. Spermatogonium adı verilen 46 kromozomlu kök hücrelerden 23 kromozoma sahip başkalaşıp kuyruk yapısı geliştiren spermatozaya ilerleme süreci ortalama 64 gün kadar sürmektedir. Bir spermin germ hücresinden ejakülat içinde görülmesine kadar geçecek süre ise ise ortalama 74 gün kadar olmaktadır. Spermatogenez olayını 3 döneme ayırmak mümkündür.

1.Spermatositogenezis : Proliferasyon yani çoğalma fazıdır. Primordial kök hücreler önce spermatogonyumlara dönüşür. Sonra mitoz bölünme ile bu hücreler sürekli bölünür ve çoğalırlar. Epitelin üst tabakalarına doğru ilerleyen spermatogoniumlar, primer spermatositlere kadar olgunlaşma sürecini devam ettirir (46 kromozom)
2.Mayoz Bölünme : Bölünme fazıdır. Primer spermatositlerin mayoz bölünmelerle 23 kromozom yapılı sekonder spermatositlere dönüşmesi onların da farklılaşarak spermatidleri oluşturduğu dönemdir. Spermatidler yuvarlak halde iken round spermatid, ilkel kuyruk yapıları çıkmaya başladığında ise elongated spermatid adını alırlar. 
3.Spermiyogenezis : Farklılaşma fazıdır. Spermatidler gelişmiş kuyruk yapısı kazanarak spermatazoalara farklılaşır. Olgun sperm hücreleri epitel tabakalarının hepsini geçip lümene dökülür. (23 kromozom)

Her bir testis içinde yaklaşık 500 adet seminifer tübül bulunur ve tek bir tübülün uzunluğu da 30-70 santimetre kadardır. Seminifer tübüller testis hacminin yaklaşık %80-90’ını oluştururlar. Seminifer epitel 2 türde hücre içerir. Germ hücreleri sperm yapımından sorumlu iken, Sertoli hücresi adı verilen hücre grubu da germ hücrelerinin etrafında destek dokusunu oluşturur. Sertoli hücreleri spermatogenezin devamı için germ hücrelerinin ihtiyaç duyduğu büyüme faktörlerini sağlayan yapılardır. Sertoli hücrelerinin oluşturduğu “kan-testis bariyeri” sayesinde luminal kompartımanda bulunan hücreler için dış ortamdan izole, özel bir mikro çevre yaratmış olurlar.Testislerde bulunan bir diğer hücre türü de testosteron yapımını sağlayan Leydig hücreleridir. Seminifer tübül içinde spermatogenezin tüm aşamalarındaki sperm öncülü hücreler bulunur. Farklılaşma fazını tamamlayan hücreler seminifer tübül içine salınırlar. 

Testis içinde seminifer epitelden lümene dökülmüş olan sperm (spermatozoa) hücreleri hareketli değildir; dolayısı ile yumurta hücresini dölleme yeteneğine de henüz sahip değildirler. Bu yetenek epididim içerisinde ilerlerken bir olgunlaşma süreci sonunda kazanılır. Epididim yaklaşık 3-4 metre uzunluğunda kıvrımlı bir organdır. Spermlerin hareket yeteneğini kazanmalarının yanı sıra , epididim bir çeşit depo görevi de görür. Epididimde bekleyen spermler yaklaşık 35 santimetre uzunluğundaki duktus deferens adı verilen yine boru şeklinde bir yapı ile prostat seviyesine kadar ilerletilir. Burada seminal vezikül boyunu ile birleşen duktus, prostat içinde ejekulatuar kanala açılır. Erkeğin boşalma eyleminde seminal kese içindeki sıvı, prostatın ürettiği sıvı ve duktustan gelen sperm hücreleri prostat içindeki boşlukta bir araya gelir. Emisyon adı verilen bu aşamadan sonra bulbokavernöz kaslar refleks olarak kasılmaya başlar ve bunun sonucunda tüm semen penis ucundan fırşkırtılarak (ekspülsiyon) dışarıya atılır. 

Spermlerin 4 parçası vardır; baş, boyun, orta bölüm ve kuyruk. Bu her bir parçanın ayrı bir görevi vardır. Her bir parçanın kendine özgü bazı sorunları olabilmektedir. Ve bu soruna yönelik yapılacak bazı tedaviler doğal ya da tüp bebek yolu ile çocuk sahibi olabilme şansını artırabilmektedir. Sperm morfolojisine infertil çiftlerde mutlaka rutinde bakılmalıdır. 

1-Spermin başı; Spermin başında iki önemli yapı vardır. Birincisi genetik materyalin yani DNA'nın bulunduğu nükleus yani çekirdek, ikincisi yumurtanın zarını eritmeye yarayan enzimlerin yer aldığı uç bölüm yani akrozom. Sperm DNA'sı hasarlı ise doğal ya da tüp bebek yolu ile döllenme pek mümkün olamaz. Spermlerin DNA 'sının sağlıklı olup olmadığı ise sadece morfolojisine bakarak anlaşılamaz. Morfolojik açıdan çok sağlıklı gözüken bir spermin DNA 'sında büyük hasar meydana gelmiş olabilir. Bu açıdan sperm morfolojisi her şey demek değildir. Bazı çalışmalarda morfoloji değerinin %0 olduğu gözlense dahi spontan (doğal) gebeliklerin sıklıkla oluşabildiği gösterilmiştir.Spermin başında bulunan akrozom kesesi ise oosit yani yumurtanın zarını delebilmek için gerekli enzimleri içinde barındırır. Döllenme aşamasında bu enzimler akrozomdan salınır, yumurta zarı delinir ve spermin başı oosit içine giriş yapar. Akrozom yoksa doğal yoldan gebelik mümkün olamaz. Akrozom yapısının olmadığı spermlerin bulunduğu duruma globospermi adını vermekteyiz. Spermin baş kısmında görülen şekil bozuklukları büyük baş, küçük baş, uzamış baş, çoklu baş ve nokta baş şeklinde görülebilmektedir. Belirtiğimiz gibi geçmişe göre sperm morfoloji kusurlarını yerine DNA hasarı olup olmadığı çok daha güncel bir araştırma konusudur. Bu durum gelişmiş bazı genetik testlerle ortaya konulabilmektedir. 

2-Spermin boynu: Spermin boyun yapısında sentrozom adı verşlen bir organ yer alır. Sentrozom döllenmeden sonra döllenmiş yumurtanın bölünüp çoğalması ve bir embriyo haline gelebilmesi için son derece önemlidir. Sentrozom bozuksa döllenme olsa bile embriyo haline geçiş yapılamaz. Sentrozom bozuklukları infertilite nedeni olduğu gibi tüp bebek başarısızlıklarının da önemli bir nedenidir. ICSI yani mikroenjeksiyon yapılsa bile döllenmiş yumurta bir türlü bölünüp çoğalamaz. 

3-Orta bölüm: Spermin orta bölümünde mitokondri adı verilen ve spermin enerji reaktörü olan organel yer almaktadır. Özellikle spermin hareket kusurları bu yapının bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Morfolojik yapı olarak bu bölümün kısa ve ince olması mitokondri hasarının olduğu şeklinde yorumlanabilir. Mitokondrinin hemen bitiminde ise annulus adı verilen son bir halka yer alır. Üzerinde septin adı verilen protein iplikçikleri yer alır. Bu yapı kuyruk gelişimi için gerekli bir bölümdür.

4-Spermin kuyruğu: Spermin kuyruk bölümü hareket yeteneği içindir. Kuyruğun hiç olmaması, kısa ince kıvrık kalın çatallı olması da morfolojik açıdan önemli bir soruna işaret eder. Kuyruk sorunu varsa (ve sorun şiddetli düzeyde ise) spermler yumurtaya kadar ulaşamaz ve dolayısı ile doğal yoldan gebelik mümkün olmamaz. Tüp bebek aşamasında ise her hangi bir sorunla karşılaşılmaz. Spermin hareketi olmasa dahi başka bir sorun yoksa rahatlıkla ICSI mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenme sağlanabilir. Ve çiftler çocuk sahibi olabilirler. Spermin kuyruk bölümü çok ince tübül yapılarından ve dynein kollarından meydana gelir. Bu tubuller kollar arasından ve birbirini üzerinden kayarak piston gibi hareket ederek spermin ileri yönde kaymasına yol açmaktadır. DNAH ve DNAI genlerin bozuk olması dynein proteinlerinin üretimini bozar ve sperm hareketliğini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan CATSPER geni de kalsiyumun sperm hücresi içine girişini sağlayan proteini üreten gen yapısıdır. Onun da bozukluğu yine sperm hareket kusuruna yol açabilmektedir. 

Sperm morfoloji kusurları baş, akrozom, boyun, orta bölüm ve kuyruk defektleri olarak sınıflandırılabilir. Her bir morfolojik kusuru kendi içinde belli bir yüzdeyi aşmadığı sürece normal kabul edilir. Yukarıdaki tabloda bu yüzdeler gösteriliyor ( J. Auger 2016) Tek başına morfolojik değerlendirme yanıltıcı olabilmektedir. Beraberinde sperm DNA hasarı (Tunel)  apoptosiz indeksi (annexin) , akrozom reansiyonu testi ve sperm canlılık testlerini (HOST ) de yapmak gerekebilir. 

Sperm morfolojisi, sperm morfoloji kusuru, yuvarlak spermatid, round spermatid, spermatogenez, sperm üretimi, sperm baş anomalisi, sperm hareket kusuru, sperm kuyruk anomalisi, sperm DNA hasarı, sperm akrozom , sperm morfoloji kusuru tedavisi, infertilite tedavisi antalya, erkek kısırlık sorunu antalya, antalya erkek kısırlık, antalya erkek infertilite tedavisi 

Sorularınız için bize yazın
w4.jpg
iletişim
klinik harita adres

Fener Mah, Bülent Ecevit Blv No:23 Kanyon Plaza K:1 D:3 Muratpaşa-Antalya

info@uzclinic.com

Tel: 0(242) 323 1 77

Tel: 0(505) 525 24 22